|
||
| (Alıntıdır) 1 - Kıyametin alametleri ile alakalı bir çok söylenti var. Kur-ana göre ve Efendimizin yorumlarına göre beni biraz aydınlatırsanız sevinirim. Cevap: Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Veda Haccı’nı yaptığı zaman, Kabe-i Şerif’in halkasını tuttu ve ashabına şöyle bir konuşma yaptı: -Ey insanlar. Ben şimdi sizlere kıyametin alametlerini muhakkak haber vereceğim. Sizler şimdi beni iyi dinleyiniz. İyi biliniz ki muhakkak altmış haslet yani huy ve sıfat kıyamet alametlerindendir, buyurdu. Orakakilerden biri tarafından: -Onlar nedir? Ey Allah’ın Resulü, diye sordu. Allah’ın Resulü de: 1. Namazların zayi edilmesi, 2. Şehevi ve nefsani arzulara uyulması, 3. Heva ve hevesata temayül edilmesi, 4. Emanetlerin zayi edilmesi 5. Haram olan şeylerin helal sayılması, 6. Faiz parasının yenilmesi, 7. Yüksek yüksek binaların kurulması, 8. Rüşvetlerin alınması, 9. Dünya malına karşılık dinin satılması, 10. Hısım ve akrabalık münasebetlerinin kesilmesi, 11. Hakimler tarafından haklı hükmün satılması, 12. Polis ve zabıta memurlarının çoğalması, 13. Çocukların devlet reisi olması, 14. Bir takım çalgıcı kızların yetiştirilmesi, 15. Yırtıcı hayvanların derilerinden kürk manto ve benzeri gibi birtakım elbiseler yapılması, 16. Her memlekette zulüm fiillerinin ortaya çıkması, 17. Karı koca boşanmaları çoğalması, 18. Zina ffilleri etrafa yayılacak, 19. Emin kişilere hain gözü ile bakılacak, 20. Hainler de emin kişi kabul edilecek, 21. İftira ve 22. Yalan şahitlikleri çoğalacak, 23. Yağan yağmurlar sıcak ve afet olacak, 24. Çocuklar hırçın ve öfkeli olacak, 25. Zekat ibadeti verilmeyecek, 26. Şarap ve benzeri içkilerin içilmesine devam edilecek, 27. O zamanda alenen günah işlemekten çekinmeyen bir takım fasık ve facir devlet başkanları ve valiler olacak. 28. Hain vezirler, 29. Çocukları yetiştiren eğitimciler, 30. Fasık ve facir Kur’an okuyan hafızlar, 31. Yağcı ve yardakçı alimler, 32. Hain tüccarlar, olacak, 33. kur’an-ı Kerim ve Mushaf-ı Şerifler süslenecek, 34. Camiler tezyin edilecek, 35. Minareler uzatılacak, 36. Vali ve amirler yani hükumet ricali çoğalacak. 37. Din ilmini bilen fakih ve alimler azalacak, 38. Parlak hatipler çoğalacak. 39. Emin kişiler azalacak, 40. Fakirler çoğalacak. 41. Ahitler ve antlaşmalar çoğalacak. 42. Allah’ın tayin ettiği cezalar iptal edilecek yani geçersiz sayılacak. 43. Şarkıcı kızlar yetiştirilecek, 44. Çalgı ve musiki aletleri edinilecek, 45. Tartılar; 46. Kilo ve ölçekler eksik yapılacak. 47. Kadın kendi idarecisini doğuracak (yani çocuklarının tahakkümü altına girecek) 48. Kadın da çalışarak kocasının ticaret işlerine katılacak. 49. Kadınlar kendilerini erkeklere, 50. Erkekler de kendilerini kadınlara benzetecekler, 51. Ancak tanınan ve bilinen kişilere selam verilecek. 52. Kişi kendisinden şahitlik istenmediği halde kendiliğinden şahitlik edecek, 53. İlik, ibadet etmek için olmayıp dünyalık için tahsil edilecek, 54. İnsanlar ahiret işi ile dünyalık isteyecekler, 55. O zamanın insanları arasında kafirler, 56. Zalimler aziz yani muteber, muhterem ve kadri yüksek olacak, 57. O zamanın insanları arasında münafıklar, 58. Fasıklar, kuvvetli olacak. 59. onların arasında cahiller şerefli olacak. 60. Takva sahibi mümin de onları arasında hor ve hakir olacak ve değiştirmeye, düzeltmeye muktedir olamadığı kötülüklerden dolayı tuzun suda erimesi gibi kalbi eriyecek. O zamanda insanların en akıllıları, tilkinin ele geçmemesi için sağa sola yan çizmesi gibi dini ile yan çizip ele geçmeyenleridir. Buhari’de bildirildiğine göre şunlar da kıyamet alametlerindendir: 1. İki büyük İslam ordusu birbirleriyle harp etmedikçe kıyamet kopmayacaktır. 2. Yine hepsi ben Allah’ın Resulüyüm, Peygamberiyim, diye iddia eden otuza yakın yala9ncı, mel’un deccallar türemedikçe kıyamet kopmayacaktır. 3. Hakiki ilim adamlarının ölümleri ile İslami ilimler alınıp kaldırılmadıkça, 4. Zelzeleler çoğalmadıkça, 5. Zaman takarrub edip gece ile gündüz yaklaştırılmadıkça, 6. Bir takim fitneler zuhur etmedikçe, 7. Hercümerç yani adam öldürme vakaları çoğalmadıkça, 8. Keza, aranızda mal, servet çoğalıp sel gibi akmadıkça, 9. Mal sahibi malının zekatını kim kabul eder diye endişelenmedikçe, 10. Mal sahibi bazı kimselere malının zekatını vermeyi isteyip fakat zekatını arzettiği kimse, Benim zekata ihtiyacım yok, diye reddetmedikçe, 11. Yine, halk yüksek kaşaneler yapmak yarışına çıkmadıkça, 12. Bir kimse herhangi birinin mezarı başından geçerken: Keşke bunun yerinde yatan ben olsaydım diye temenni etmedikçe, Güneş batı tarafından doğmadıkça kıyamet kopmayacaktır. 2 - DECCAL hakkında bilgi verirmisiniz? Cevap: Deccal kelimesi lügatta kapatma ve örtme manasına gelen decel’den gelmektedir. Hakkı batıl ile örttüğü için yalancıya Deccal denilmiştir. Istılahta ise: Deccal; ulühiyyet veya peygamberlik iddiasında bulunup beşeriyeti ifsad ederek onu zulüm ve ilhada sevk eden kimsedir. Cumhur-u ulema'ya göre deccal ile ilgili hadîslerin herbiri mütevatir olmasa da manen mütevatir hadîslerle sabit olmuştur. Onu inkar etmek küfürdür. Yalnız Deccal bir değil, birkaç kişidir. Çıkış zamanları belli değildir. Bir zamanda birkaç deccal bulunabileceği gibi ayrı ayrı zamanlarda da olabilirler, îlhad ve zulmün durumuna göre deccal küçük veya büyük olur. En büyük deccal Kıyametin büyük öncülerinden biridir. Birçok hadîslerden anlaşıldığına göre: Deccal denildiği zaman da büyük çapta insanları ilhad ve sapıklığa sürükleyen bir kimse murat edilir. Deccal'in küçüğü olduğu gibi büyüğü de vardır. Deccal'in mahiyetini anlayabilmek için şu hususları bilmek lazımdır: l - Ayetlerin bir kısmı Muhkem (manası açık), bir kısmı müte-şabih (manası kapalı) olduğu gibi hadîslerin de bir kısmı muhkem, bir kısmı müteşabihtir. 2- Hadîslerin bir kısmı vahye dayanarak gelmektedir. Bir kısmı ise içtihada dayanmaktadır. Yani meselenin mahiyeti Allah (c. c.) tarafından bildirilmeden önce Peygamber (sav)'in o mesele hakkında içtihada binaen bilgi vermesidir. Mesela Peygamber (sav)'in îbn'i Sayyad'ın deccaliyetini ifade eden hadîsleri bu kabildendir'. Yani Peygamber (sav), deccalın bazı vasıflarım îbn'i Sayyad'da görünce onun deccal olduğunu sandı. Ama daha sonra vahy-i gayri metlüv ile deccalin daha sonra geleceği, Hz. îsa (as) tarafından öldürüleceği, Medine'ye giremeyeceği ve çocuğu olmayacağı kendisine bildirildi. Peygamber (sav)'in îbn'i Sayyad'da gördüğü bazı vasıflara istinaden onun deccal olduğuna dair söylediği hadîsleri ictihaddan kaynaklanmaktaydı. îşin mahiyeti kendisine bildirilince îbn'i Sayyad'ın deccal olmadığı anlaşıldı. Çünkü o hem Medine'ye girdi, hem çocuğu oldu, hem de Hz. îsa (as) tarafından öldürülmedi. 3- Deccal bir değil birkaç kişi olduğundan hakkında varit olan hadîsler görünüşte çelişkili iseler de gerçekte böyle değildir. Çünkü yukarıda beyan ettiğimiz gibi hadîslerin bir kısmı içtihada mebnidir. Ayrıca Deccal ile ilgili hadîslerin bir tek şahıs için olmaması gerekir. Çünkü bazıları büyük deccal bazıları küçük deccala ilişkindir. Peygamber (sav) şöyle buyuruyor: Herbiri Allah'ın Resulü olduğunu iddia eden otuza yakın yalancı deccal çıkmayınca kıyamet kopmaz.' Bundan anlaşılıyor ki bir değil bir çok deccal vardır. 4-(Elâ uhbiruküm bisûretin meleet azametühâ mâ beynes-semâi vel-ard, şeyyiahâ seb'ùne elfe melekin sûretül-kehfi men karaehâ yevmel-cumuati gaferallàhu lehû bihâ ilel-cumuatil-uhrâ, ve ziyâdeti selâseti eyyâmi min ba'dihâ, ve u'tıye nûran yeblüğus-semâ', ve vukıye min fitnetil-deccâl. Ve men karea hamse âyâtin min hàtimehâ hîne ye'huzü madceahû min firâşihî hufiza ve buise min eyyil-leyli şâ'.) Hadis-i Şerifin 14.01.2000 tarihinde Hocamız Prof. Dr. M. Es’ad Coşan taraından yapılan açıklaması da aşağıdadır. Sohbetin devamını, hadis-i şerifle ve Kehf Suresiyle ilgili diğer önemli açıklamaları da sitemizden okuyabilir-dinleyebilirsiniz. Sohbet arama kısmına girip sohbet tarihini yazmanız yeterlidir. ve vukıye min fitnetil-deccâl Deccal fitnesinden de korunur bunu okuyan insan... Kehf Sûresi'ni okuyan, Deccal'in fitnesinden de emin olur buyruluyor. Onun için Kehf Sûresi'nin mânâsını düşüne düşüne, tefsirini okuya okuya, güzelce öğrenmemiz, ezberlememiz lâzım diye düşünüyorum ben. 3 - Mehdilik inancı doğru mudur, dinimizdeki yeri nedir? Cevap: Ahir zamanda Peygamber Efendimiz'in soyundan, adı Peygamber Efendimiz'in adı gibi, babasının adı Peygamber Efendimiz'in babasının adı gibi olan bir mübarek şahıs çıkıp müslümanları birleştirecek ve yeryüzü zulüm ve cevr ile dolmuş iken, o zulmü cevri izâle eyleyip adaletle hükmedecek!.. Ehl-i Sünnet'in inancı budur. Mehdî meselesi. Deccal meselesi gibi halkın dilinde çok dolaşan ve münakaşa götüren bir meseledir. Kimi Mehdî gelmiştir, kimi gelmemiştir, fakat gelecektir, kimi de Mehdî diye bir şey yoktur, kimiyse Mehdi'yi inkar eden kafirdir demektedir. Bunun için meseleyi ele alıp. Peygamber (sav)'in hadîslerine ve Ehli sünnet ve'l-Cemaat'ın cumhurunun görüşlerine dayanarak gerçeği açıklamaya gayret edelim istedim. Şöyle ki: Tarih boyunca müslümanlar arasında Mehdî inancı pek yaygın bir şekilde süregelmiştir. Bu inanca göre ahir zamanda ehli beytten bir zat ortaya çıkacak, müslümanlar kendisine biat edip, etrafında toplanacak ve bütün islam memleketlerini birleştirip hakimiyetini sağlayacaktır. Bu inanç gerçekten doğrudur. Çünkü; her ne kadar Buharî ile Müslim Mehdî hakındaki hadîslere yer vermemiş iseler de, Ebu Davud, Tirmizî, îbn-i Mace. el-Bezzar. Hakîm ve Taberanî gibi büyük muhaddisler onları tesbit etmişlerdir. Bu hadîslerin bir kısmı zayıf ise de, bir kısmı sahih ve diğer bir kısmı da basendir. Şevkanî gibi bazı alimlerin dediklerine göre Mehdi hakkında varit olan hadîsler mütevatirdir. Yani Mehdî hakkındaki Peygamber (sav)'in sözü kesindir ve sabittir, îbn-i Haldun gibi bazı kimseler Mehdî hakkında varit olan hadîslerin tümünü zayıf olarak görmüşlerse de bu doğru değildir'. Mehdî hakkında varit olan hadîslerin bir kısmı şunlardır: 1) Peygamber (sav) şöyle buyuruyor: Dünyada yalnızca bir gün kalsa bile, yeryüzünü zulmün kapladığı gibi adaletle dolduracak, ismi benim ismime, babasının ismi benim babamın ismine uyan benden veya ehli beytimden birisini göndermek için Allah (c. c.) o günü uzatacaktır(Ebü Davud). 2) Ali (ra) Peygamber (sav)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: zamandan sadece bir gün kalsa bile Allah (c.c.) mutlaka ehli beytimden bir adamı gönderecek ve o zulmün yeryüzünü kapladığı gibi adaletle dolduracaktır (Ebü Davud). 3) Ümmü Seleme. Peygamber (sav)'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: Mehdî ehli beytimden Fatıma'nın evladındandır(Ebü Davud). 4) Ebü Saîdi'l Hudri’den: Mehdî bendendir. Açık alınlı, kalkık burunludur. Yeryüzünü zulmün kapladığı gibi adaletle dolduracaktır. O yedi sene hükmedecektir. 5) Ebü îshak. Ali (kv)'nin oğlu Hasan'a bakarak şöyle dediğini rivayet ediyor: Oğlum Peygamber (sav)'in dediği gibi bir büyüktür. Onun sulbünden Peygamberin ismiyle isimlendirilen, ahlak bakımından O'na benzeyen fakat her yönden yaratılışta benzemeyen bir adam çıkacaktır. 6) Abdullah (ra). Peygamber (sav)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: Ehli beytimden ismi benim ismime benzer bir adam araplara hakim olmadıkça dünya gitmez (Kıyamet kopmaz) (Tirmizî). 7) Ebu Said el-Hudrî'den rivayet edilmiştir: Peygamber (sav)'in vefatından sonra büyük bir olayın olacağından endişe ettik. Bu sebeple Peygamber (sav)'e durumu sorduk. Cevaben buyurdu ki: - Benim ümmetimde Mehdî vardır. Çıkıp beş, yedi veya dokuz yaşayacaktır. - Bu nedir?(Yani beş, yedi veya dokuz nedir? Gün mü, ay mı, sene mi?) diye sordu. Peygamberimiz (sav): - Senedir, dedikten sonra, Adamın biri gelip ey Mehdî bana ver, bana ver diyecek o da kaldırabileceği kadar eteğini dolduracaktır.(Tirmizî). Ali (kv), Resulullah (sav)'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:Mehdî ehli beyttendir, Allah onu bir gecede ıslah eder (îbn'i Mace). 9) Said b. Museyyeb diyor ki: Biz Ümrnü Seleme'nin yanında Mehdî konusunu ele aldık, bunun üzerine Ümmü Seleme: - Peygamber (sav)'in Mehdi Fatıma'nın evladındandır, dediğini işittim dedi. (İbn-i Mace) 10) Enes b. Malik'ten: Peygamber (sav)'in şöyle dediğini işittim: Biz Abdülmuttalip oğulları ehli cennetin büyükleriyiz. Ben, Hamza, Ali, Cafer, Hasan, Hüseyin ve Mehdi. (îbn'i Mace) 11) Sevban, Peygamber (sav)'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: Siyah sancakların Horasan tarafından geldiğini görürseniz ona katılınız. Çünkü içinde Allah'ın halifesi Mehdî vardır (Ahmed ve Beyhaki). Mehdî hakkında varit olan hadîslerin bir kısmım numune olarak zikrettik. Umum müslümanların inancı, fakihlerin görüşü ve ahad da olsalar bu kadar hadîs Mehdî'nin sübutu için kafidir. Ancak -yukardan da anlaşıldığı gibi- Mehdî hakkında varit olan hadîslerin bazıları zahiren birbiriyle çatışmaktadır. Çoğu Mehdî'nin Fatıma'nın zürriyetinden olacağını belirtiyor. Bazısı Mekke ve Medine'den söz ederken, bazılarıysa Horasan'dan bahsediyor. Bunun için Mehdî ile ilgili hadîsleri okuyan tereddüde düşüyor. Deccal hakkında varit olan hadîsler arasındaki zahiri çelişki, Deccalın bir değil bir kaç kişi olduğu biçi-minde yorumlanarak hadîslerin yol açtığı tereddütler ifade edilmiştir. Mehdî hakkındaki hadîsler arasındaki çelişkinin de. Mehdî'nin bir değil, bir kaç kişi olduğu biçiminde yorumlanarak ortadan kaldırılmasına bir mani yoktur. Yani Mehdî bir değil, bir kaç kişidir. Bütün hadîslerin bir tek Mehdî'ye hamledilmemesi gerekir. Hülasa ibn-i Hacer gibi zevatın ifade ettiklerine göre bir çok Mehdî vardır. Her zamanda bir iki Mehdî bulunabilir. Yalnız ahir zamanda gelecek olan büyük Mehdî birdir. Henüz gelmemiştir. Ne zaman geleceğini Allah (c.c.)'dan başka kimse bilemez. Hatta Ahmed b. Zeyn-i Dehlan bu hususta Mehdî'nin bile kendisinin Mehdî olduğunu bilemeyeceğinden bahisle şöyle diyor: Mehdî'nin gelişini belli bir seneyle sınırlamak doğru değildir. Çünkü bu gaybî bir husustur, gaybı da Allah'dan başka kimse bilemez. Ne zaman geleceği hususunda Şari'den bir nas varit olmamıştır. Geçmiş alimlerden bir çoğunun tahminlere istinaden Mehdî'nin çıkışı için vakit tayin etmeleri hatadan beri değildir. Bu görüşler Peygamber (sav)'in Mehdî hakkındaki onun bir gecede çıkıp alemi ıslah edeceği hadîsine dayanır. Mehdî'nin bizzat kendisi bile Allah (c.c.) beyan etmedikçe beklenen Mehdî'nin kendisi olduğunu bilemez '. Binaenaleyh şu veya bu adam Mehdidir. Veya Mehdî şu tarihte zuhur edecektir dememek gerekir. Böyle demenin bize hiç bir faydası yoktur. Yalnız Ömer b. Abdülaziz veya şu, veyahut da bu zat -büyük Mehdî'yi kastetmemek şartıyla- Mehdî'dir demekte de bir sakınca yoktur. Hadîslerin beyan ettikleri gibi, Muhammed b. Abdullah ismini alan bir zatın ahir zamanda çıkıp beşeriyeti ıslah etmesi, yeryüzünü adaletle doldurması ve bütün İslam alemini birleştirip Allah'ın hakimiyetini yayması mümkün olduğuna göre onu uzak görmek ve Peygamber (sav)'in hadîslerini - Ahad da olsalar - red etmek anlamsızdır. Ahad hadîslerin Peygamber (sav)'in sözü olup olmadığı şüphelidir. Bir veya birkaç kişi tarafından Peygamber (sav)'den nakledilmiştir. Yüzde yüz Peygamber (sav)'in sözüdür denilemez. Ama bu şuna benzer: Nasıl ki Kur'an ayetleri Allah (c.c.)'ın sözü olduğu gibi Buharî ve Müslim'in ittifak ettikleri hadîsler de o derecede kesin olarak Peygamber'in sözüdür denilemezse, hadîs-i ahad ile sabit olan bir hüküm de mütevatir veya meşhur hadîslerle aynı seviyededir, yüzde yüz Peygamber (sav)'in sözüdür, inkar eden kafir olur denilemez. Ancak onu, ayete ters düşmediği ve ferdin düşünce ve hissine göre değil de akla ve nakle muhalif olmadığı takdirde reddetmek de anlamsızdır. Hatta Ahad hadîsin Peygamber (sav)in sözü olması kuvvetle muhtemel olduğundan delilsiz olarak onu inkar eden kimse fasık olur. Yalnız, tahmini olarak hergün bir Mehdî namzeti gösterip yaygara yapmak ve Allah'ın Mehdi olarak kabul etmediği bir kimsenin Mehdiliğini ilan etmek Allah'ın hukukuna tecavüz ve ölçüsüzlükten doğan bir cüretkarlıktır. Yukarıda her ne kadar Şevkanî ve benzerlerinin Mehdi ile ilgili hadîsler mütevatirdir, onları inkar etmek küfürdür gibi sözleri zikrettiysek de ahad hadîslerle ilgili buraya kadar anlattıklarımızın ışığında şunu diyebiliriz: Mehdî hakkında varit olan hadîsler ahad hadîslerdir. Mütevatir değildirler. Bu sebeple onları inkar etmek de küfür değildir. Ancak demin dediğimiz gibi delilsiz olarak inkar etmek bid'attır. Mehdî, dünyadan haberi olmayan ve meczup birkaç kişiyi etrafında toplayan bir kişi olmadığı gibi. sarhoş, ayyaş ve şehvet peşinde koşan bir kimse de değildir. O, ciddî olarak İslam'ın bütün hükümle-rine sarılan ve zamanın ahval ve şeraitine göre yetişip gelişen cesur ve mü'min bir liderdir. |
||
|
||
az kaldı desenize
|
||
|
||
az kaldı desenize haberin olsun kimileri cehennemin varlığına duacı ![]() hesaplaşma olmasa Hak hakkı ne zaman soracak
|
||
|
||
| haberin olsun kimileri cehennemin varlığına duacı hesaplaşma olmasa Hak hakkı ne zaman soracak Müthiş bir söz.Çok derin mana ve duygulara sahip kişilerin bilebileceği anlayabileceği sırları barındırıyor içerisinde.Eksik olmayın. |
||
|
||
| sizde eksik olayın sağolun | ||
|
||
| Bakmasını bilmek;bakınca görebilmek,anlayabilmek,anlatabilmek güzel... | ||