Kimyaciyiz.Com | Kimyacilarin Bulusma Noktasi | (Arşiv Ana sayfa) => İslami Serbest Kürsü

Konu: Dua Hakkında Herşey

Sayfa: [ 1 ]

araştırmacı 07.06.2009 21:57:49


Dua edenin, ‘Rabb’im’ demesi, Allah’ın ‘Buyur ey kulum’ demesinin ta kendisidir...

Birisi her gece kalkıp Allah’ı anıyor, O’na dua ediyordu... Şeytan ona dedi:  Ey Allah’ı çok anan kişi! Bütün gece Allah deyip çağırmana karşılık seni buyur eden var mı? Sana bir tek cevap bile gelmiyor, daha ne zamana kadar dua edeceksin?

Adamın gönlü kırıldı, başını yere koydu ve uyudu. Rüyasında ona şöyle dendi: Kendine gel, uyan! Niye duayı, zikri bıraktın? Neden usandın? Adam: Buyur diye bir cevap gelmiyor ki, kapıdan kovulmaktan korkuyorum, dedi.

Bunun üzerine dendi ki ona: Senin Allah demen, O’nun buyur demesi sayesindedir... Senin yalvarışın, Allah’ın senin ruhuna haber uçurmasındandır... Senin çabaların, çareler araman, Allah’ın seni kendine yaklaştırması, ayaklarındaki bağları çözmesindendir... Senin korkun, sevgin, ümidin Allah’ın lütfunun kemendidir... Senin her Ya Rabbî demenin altında, Allah’ın buyur demesi vardır... Gafilin, cahilin canı, bu duadan uzaktır... Çünkü Ya Rabbî demeye izin yok ona... Ağzında da kilit var, dilinde de... Zarara uğradığı zaman, ağlayıp sızlamasın diye Allah ona dert, ağrı, sızı, gam, keder vermedi...

Bununla anla ki, Allah’a dua etmeni, O’nu çağırmanı sağlayan dert, dünya saltanatından daha iyidir... Dertsiz dua soğuktur.  Dertliyken yapılan dua gönülden kopar..


Dua hem imanın bir gereği hem de insanın yaratılışının bir ihtiyacıdır.
İnsan kalpten neye inanırsa ve kalbini hangi şeye ciddi bağlarsa ona yönelir onu arzular ve ondan isteklerde bulunur.
Eşler birbirlerinden, çocuklar anne babalarından, işçiler patronlarından, memurlar amirlerinden, halk devletinden vs… inandığı kabullendiği oranda bir kısım taleplerde bulunur ve bu talepler esas itibariyle ihtiyaçların dile getirilmesinden ibarettir.

Dua böyle bir büyük bildiğine yönelme ve ihtiyacı dile getirme demektir. Bir farkla ki bu inanma ve talep, her isteğin duyulduğu cevap verildiği ve hikmetlere göre karşılandığı sonsuz bir güce olmaktadır.
Furkan süresinin 77 inci ayetinde Allah, duası ile insanın farklı ve özel bir anlam taşıdığına dikkat çekmektedir. O kadar ki duasız insanın bir açıdan anlamsızlaştığı, iman bağının zayıf bir irtibattan öteye geçemediği, gerçek kulluğun gösterilemediği gibi bir anlama vurgu yapılmaktadır.

Çünkü insan duası ve duasındaki derinliği nisbetinde, beşeri zafiyetlerinden ve benliğinden-enaniyetinden arınmışlık içinde çok boyutlu iç açılımlara yönelmektedir. Beden ötesi bir varlık halinde adeta zihninin derinliklerine inmekte kalbinin ve vicdanının en hassas yerlerinde yaratıcısı ile çok mahrem hususi diyaloglar gerçekleştirme imkanına sahip bulunmaktadır. İnsanın ailesiyle can dostlarıyla ve en çok sevdiği insanlarla yapabileceği bütün özel ve anlamlı konuşmalar bu içe dönük konuşma yanında çok sönük ve güçsüz kalmaktadır.

Duada en büyük kazanım bu yöneliştir, bu hususi yönelişte ruh huzurunu kazanmaktır, en güvenilen makama halini arz etmenin ve asla göz ardı edilmediğinin bilincine varış ve istediğine ulaşacağına dair sarsılmaz bir güven duygusuna eriştir.

Ne var ki bir doktorun hastanın istediğini vermekten çok hastanın ihtiyacı olanı belirleyip ona göre verilecek olanları belirlemesi ve zamanlama yapması gibi, Cenabı Hak kulunun maddi manevi dünyasına fani ve ebedi alemine en faydalı olanı tayin eder ve kuluna lutfeder.


Bu meseleye şöyle bakabiliriz:

Cenab-ı Hak dua ile isteneni ya hemen verir

Ya da kısa ya orta ya da uzun vadede lutfeder.

Ya bu dünyada verir ya da ebedi aleme hazırlar orda verir.

Bu tarzda lutfettiğini de ya aynen verir ya da farklı şekillerde ihsan eder.

Lutfu da hoş kahrı da ha gül olmuş gelen ha diken değil mi ki ondandır gelen deyip imtihanda olduğumuzu ve sabırla değer ve makam kazanacağımızı vei büyük mükafatların sonsuz alemde hazırlanacağını unutmamalıdır.

Bir ayetin belirttiği gibi sizin hayır zannettiğinizde sizin için şer şer zannettiğinizde de hayır vardır. Belki istediğimiz bizim görüşümüzde faydalıdır oysa zararı olabilir. Zararlı zannederiz hayır çıkabilir. (İhtimal ki hoşlanmadığınız şey sizin iyiliğinizedir ve ihtimal ki sevdiğiniz bir şey sizin kötülüğünüzedir. Siz bilmezsiniz, Allah bilir.2/216) Kuşkusuz “Vardır bir hayır” sözümüz de bizi tembelliğe tedbirsiz tevekküle sevketmemelidir.

Her şeyden önce duayı Rab ile buluşma gibi büyük bir amaç olarak görmek gerekir.

Çünkü dua doğrudan bir kulluktur; tıpkı namaz gibi oruç gibi. Kulluğun ücreti istenmez, istense de hemen istenmez. Verilmeyince sabredilir verilince şükür edilir, şükrü verilen nimetin cinsinden eda edilir.

Esas itibariyle kulluğun hakiki semereleri ahirette verilir. Peşin alıp da hemen geçici fani dünyada ebedi meyvelerin bitirilip tüketilmesi hoş bir şey olmasa gerektir.

Duada şöyle ince bir sır da olabilir. Yani Rabbimiz her şeyi bilendir sonsuz hikmet sahibidir. Sadece kalbimizi ona çevirmemiz, içten gelerek kulluk şuuruyla arz-ı hal edişimiz, boynumuzu bükerek hatta sessiz niyazlar halinde iç coşkusuyla halisane ve acizliğini dile getirerek “Rabbim!” deyişimiz öyle müstesna bir haldir ki istemeden isteneni ne istediğimizi bile bilmeden bizim gerçek ihtiyacımız olanı Rabbimiz lutfediverir.

Yoksa bu sıcak ve derin irtibatı sağlamadan, doğrudan bir istekler listesi hazırlayıvermek, şunu şunu ver bana ya rabbi der gibi yaklaşım sergilemek bu kulluk şuuruna uygun olmasa gerektir. Çünkü o kalbimizi bizi ve bütün ihtiyaç ve isteklerimizi bizden daha iyi bilmektedir. İstemenin kalbi gücü doruklaşmadan daha yamaçların eteklerinde Tur’da Musa yanındaki israiloğulları gibi gökleri talep yağmuruna tutmak duanın ruhuna uygun olmayan davranışlardır.

Bir de hani O Zat ve O Zat’ın beraberliğini hissetmek, insanın içinin O’nun huzurunda oluşun muhteşemliğini iliklerine kadar hissedişi öyle müstesna bir keyfiyettir ki, oruçlunun iftar vakti melekleşir bir hüviyet kazanıp da “yahu bu yiyecekler de ne!” deyişi ve hissedişi gibi, Rabbimizin lutfettiği o beraberlik huzuru ve ünsiyeti herhalde insana taleplerini de unutturur kendini de dünyasını da etini kemiğini bedenini de unutturur.

Değil mi ki o var, içimde O’nun verdiği huzur var, şu an O’nun huzurunda olamayan niceleri var, diz çökmüş boynumu bükmüş seccademde O’nun huzurunda olma mutluluğunu tadabilme nimeti var… Ve ben bunu tadıyorum doyuyorum… O Zat’ın maiyeti beraberliği dünyadaki her şeye değer anlamındaki hissediş hakikaten hissedenler için istenecek her şeye değer ve onları aşar…

Anlatılan bir hikayede cömert sultan çevresindekilere ihsanlarda bulunur, her isteyene istediğini verir, sağındaki vezire sıra gelince sizi isterim sultanım der, israrlara rağmen almayınca sultanım der, siz benim benim maiyetim olduğunuzda size ait her şey zaten benim olmuş olacak diye hikmetli bir cevap verir. Rabbimizi duasıyla bulan her şeyi bulmuş her şey onun olmuştur. Duasızlığıyla Rabden kopuk yaşayan ise her şeyden kopmuş her şeyi kaybetmiş mahrum müflis insan demektir.

Duaya bakışta şu yaklaşım şekli de enfas bir mana içermektedir. Siz çok az gördüğünüz bir insana bir iki meraba der geçerseniz aranızdaki ilişki merabalık ilişki olarak kalır. Candan selamlaşır bunu sık sık yapar karşılıklı hal hatır sorarsanız aradaki diyalog güçlenir ve iyi kötü her şeyi paylaşan candan iki sıcak dost haline gelebilirsiniz. Teşbihte hata olması dua insanı cenabı hakka yakınlaştırır, güçlü münasebet kurulur ve maddi manevi güzelliklerin kendisine yaklaştığını hissedebilir. Bir farkla Cenab-ı Hak kudsi hadisin beyanıyla dua dua kendine karışla gelene kulaçla gelme, adımla yaklaşana yakınlaşana koşarak yaklaşma gibi münezzeh Müberra bir yakınlaşmadan da söz etmektedir.

(Risale-i nur)23. söz 1.mebhaz. 5.noktada duanın 5 çeşidinden bahsedilir.

1-İstidad lisanıyla yapılan dua:

Bu bitki ve hayvanlarda bile görülebilir ki her biri Cenab-ı Hakkın isimlerinin tecellisi olarak farklı şekiller güzellikler görevler üstlenir ve bunu adeta gerçekleştirmek için tohum halleriyle duada bulunurlar. Bu duanın ne kadar halisane içten ve coşkuyla yapıldığını otların ve ağaçların, taş ve kayaların üzerinde tezgahını kurmuş incecik kök ve damarlarıyla onları şak şak yarmasından ve güneşin sıcaklığına dayanmalarından üstelik meyvalar, kokular renkler sunmalarından anlayabiliriz. Derler ki bütün çiçekler toplanmış her biri bir ayrı güzellik için duada bulunmuşlar sonra Rabbimizin güzel isimlerine bir bakmışlar her biri birbirinden bir farklı güzel olmuşlar…

Hepimizde yaratılışta verilen çok farklı yetenekler vardır ve bunların fırkanı varırız veya anne baba eğitimci ve uzmanlar vasıtasıyla ortaya çıkarılır ve geliştirilir. İnsanın bir yeteneğine yönelmesi ve onu geliştirme istikametinde çaba göstermesi bir çeşit duadır ki, inansın inanmasın hangi insan bu yola tevessül ederse, Allah’dan bu yeteneğini geliştirmesi için dua etmiş olmaktadır ki, bu çalışmalara terettüp eden sonuçların başarı ve ürünlerin ortaya çıkarılması bu duanın kabul edildiğini göstermektedir.

2-İhtiyac-ı Fıtri lisanıyla yapılan dua:

Bütün hayat sahipleri fıtratlarında taşıdıkları hayatiyetlerini sürdürmek için ihtiyaç duydukları şeyleri dua dua isterler. Güneşten yağmura toprağın bitirdiklerine kadar her varlık muhtaç olduğu şeylere zamanında ummadığı yerden ve şekilde ulaşmakta, akıl üstü mükemmel bir dağıtım ile her varlığa ne ne kadar ne zaman gerekliyse anında ulaştırılmaktadır.
Duanın varlığı ve etkisi, dua ile istenen şeylerin zamanında ve en uygun biçimde gönderilmiş olmasından kolaylıkla okunabilir.
Cenab-ı Allah yaratılışımıza mesela açlık hissi vermiş bedenimizi buna uygun biçimde donatmış. Her açlık hisseden insan aslında midesinin bu talebiyle yaratılıştan gelen doğal bir duada bulunmaktadır. Susuzluk durumu da böyledir. Sevgiye duyulan ihtiyaç da…

3-Iztırar lisanıyla dua:

Dünyada ruha ve bedene acı veren her zor durum dua için en uygun hallerdir. İnsanın canını yakan acıtan gerek doğa afetleri gerekse insanlardan gelen zararlar, sorda darda kalan zorluk içinde sıkıntı çeken insanın kalp ve zihin itibariyle duaya hazır ve açık hale getiren sebeplerdir.
Bir de yalnızlık duygusu vardır. İnsan kalabalıklar içinde kendisini kimsesiz hissedebilir. Bir gönül yarası veya sevdiklerinin dünyadan ayrılması ya da bir kısım günahların ruhunda açtığı yaralar insanı bu duygu içinde sığınacak bir Hami’ye ihtiyaç hissettirir ve dua ile O’na yönelme isteği içinde şiddetle belirir. Dünyadan dünyalıklardan nefsimden günahlardan çok zarar gördüm ya rabbi, zararlarımı onar ya rabbi diyerek o imar ve tamir kapısına iltica etme insan için hayati bir durum haline gelir. Bu üç duanın en çok kabule yakın olduğu ifade edilir.

4-Kalp-zihin-dil lisanıyla dua:

Dil kalpteki inanca zihindeki düşünceye tercüman olur, olursa anlam kazanır. Kalbinden ve beyninden habersiz sadece basmakalıp monoton dil ile yapılan dua, buruşuk bir kağıda rastgele bir dilekçe hazırlamaya benzer ki yüksek makamın kapısından geri çevrilir. Gerçek dil duası, kalbin dile dökülmesi ve zihnin sancısına tercüman olması ile gerçekleşebilir.

İnsan yürekten inandığı, düşüncesinde kökleştirdiği bir konuda önü alınmaz taleplerde bulunur ve ona ulaşabilir. Kötülük ve günah anlamında bile olsa herkes neyin peşine ciddi düşer gönülden talep ederse onu elde eder. Ayet kim dünya veya ahiret adına neyi isterse onu ona veririz der (3/145). Men talebe ve cedde vecede denmiş, kim ister ciddi çaba gösterirse onu elde eder. Bu isteme gücünün bir kanadı bu içe dönük olarak diğer kanadı da eylem ile dışa dönük olarak gerçekleşiyor demektir. Bir ayet “Kalk ve inzar et!” (Müddessir süresi) derken diğer ayet “Bir işi bitirince hemen başkasına sarıl!” (İnşirah süresi) tavsiyesinde bulunur.

5-Davranış-Eylem lisanıyla dua:

Biz dilimizle dua eder Rabbimizden hayırlı helal bol kazançlar isteriz. Fakat işe gider çalışırız. Çiftçi dua etmekle yetinmez tarlasını sürer eker biçer. Öğrenci de aynı şekilde Rabbisinden başarı dilemesinin ve kavli duasının yanında sebeplere başvurarak derslerine sistemli çalışmakla fiili duasını da yapmış olur.

İnanmayan insanlar bile fıtratlarında bulunan yeteneklerini geliştirmekle Allahın evrene koyduğu kanunların fıtratını öğrenmekle onlardan istifade yollarına başvurmakla, Allahın değer verdiği vasıflara sıfatlara sahip çıkmakla ve ciddi fiili duada bulunup çalışmakla, böyle dualarda bulunmayan inanan insanlardan üstün sonuçları bile elde edebilirler.

Kişisel gelişim nlp gibi çalışmalar, insanın kendini geliştirmesi beyin gücünü ortaya çıkarması, ders ve işlerinde büyük başarılara ulaşması mutlu bir yaşamı elde etmesi adına tavsiyelerde bulunurlar ve insanın kendi kendini yönetmesinden söz ederek telkinlerde bulunmasını önerirler.

Telkin ve Dua!…

Kişinin kendi kendine sadece kendisiyle konuşması kendini motive etmeye çalışması…

Ya da kendisini yoktan var eden en güzel yeteneklerle ve sonsuz meziyetlerle donatan Rabbiyle söyleşmesi… Kendisini öncelikle 5 dua diliyle O’na rapor etmesi ve çoğu yerde yetersiz kalan kendisini aşıp bütün yetersizlikleri gideren sonsuz bir güce dayanarak motive olması, damla iken deryalaşması, hakiki imanıyla kainatlara meydan okuması…

Dua kendini aşmaktır.
Dua evrenlere taşmaktır.
Dua yer gök çizgisinde sonsuzluk ufkuna ulaşmaktır.
Dua içte dışla dışta içle, hakta halkla halkta hakla kaynaşmaktır.
Dua bütün esma ile aynalaşmak, esma gölgesinde maddenin özüne yanaşmaktır.
Dua bütün varlıklarla kucaklaşmak varlığın peçesini kaldırıp mihmandar meleklerle selamlaşmaktır.

(alıntıdır)

ßℓue 17.06.2009 17:38:25
Teşekkürler duanın önemini bir kez daha hatırlatmş oldunuz.

mahmut gültekin 18.06.2009 09:00:42
dua dua eller karıncalanmış... yıldızlar avuçta gök parçalanmış.. gerçektende zamanın durduğu an.. dua........ teşekkürler..


Sayfa: [ 1 ]