Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.


Kimyaciyiz.Com Yönetimine Sen de Katıl.


Sayfa: [1] 2 3 ... 6   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Necip fazıl kısakürek şiirleri-4  (Okunma Sayısı 2138 defa)
ßℓue
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2051


Geçmiş ,haberim olmadan geçmiş.. Döndür ! (M.B)


Üyelik Bilgileri
« : Ocak 01, 2009, 12:28:56 ÖÖ »



ŞARKIMIZ

     
 Kırılır da bir gün bütün dişliler,
Döner şanlı şanlı çarkımız bizim.
Gökten bir el yaşlı gözleri siler,
Şenlenir evimiz barkımız bizim.

Yokuşlar kaybolur, çıkarız düze,
Kavuşuruz sonu gelmez gündüze,
Sapan taşlarının yanında füze,
Başka âlemlerle farımız bizim.

Kurtulur dil, tarih, ahlak ve iman;
Görürler nasılmış, neymiş kahraman!
Yer gmk ve su vermem dediği zaman,
Her tarlayı sular arkımız bizim.

Gideriz nur yolu izde gideriz,
Taş bağırda, sular dizde, gideriz,
Bir gün akşam olur, bizde gideriz,
Kalır dudaklarda şarkımız bizim...



Necip Fazıl Kısakürek
Kayıtlı




Yarabbi! Gönder bize rahmetini ufuktan, Kulların diyarı yanıyor susuzluktan.
ßℓue
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2051


Geçmiş ,haberim olmadan geçmiş.. Döndür ! (M.B)


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Ocak 01, 2009, 12:29:13 ÖÖ »

     
 
FEZA PİLOTU
Yirminci Asrın ablak yüzlü feza pilotu !
Buldun mu Ay yüzünde ölüme çare otu ?
Bir odun parçasına at diye binen çocuk!
Başında çelik külah , sırtında plastik gocuk.
Uzaklıkları yenmiş fâtih edasındasın!
Dipsizliğin dibini bulmak sevdasın!...
Allah ' a dil çıkarır gibi küstah bir yarış ...
Farkında değilsin ki , Ay dünyaya bir karış.
Fezada milyarlarca ışık , yol , mesafe;
Seninki, saniyelik zafer , ilmi hurâfe !
Kavanozda , kendini deryada sanan balık;
Ne acı vahşat, mağrur ilimdeki kalabalık;
Fezada "Allah diye bir şey yok" iddiası!!!
Gel gör, kaç duaya denk bir müminin duası;
Rafa kaldırmak için ruhlarını dürdüler;
Güneş diye ruhtaki güneşi söndürdüler.
Bilmediler , kalbtedir , kalbtedir asıl feza;
Kalbtedir , ölümsüzlük kefili kutsî imza.
Sayıdan sonsuzluğa sınıf geçirtecek not;
Bizdedir , ve bizdedir Arş'a giden astronot,
Ve mekândan alınmış ve zamandan ilerde,
Fezayı teslim alma sırrı bizimkilerde.

Bizimkiler ışığa gem vurur da binerler;
Yerden göğe çıkmazlar, gökten yere inerler...



Necip Fazıl Kısakürek
Kayıtlı




Yarabbi! Gönder bize rahmetini ufuktan, Kulların diyarı yanıyor susuzluktan.
ßℓue
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2051


Geçmiş ,haberim olmadan geçmiş.. Döndür ! (M.B)


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : Ocak 01, 2009, 12:29:25 ÖÖ »

     
 
VE GELİR
Bu yurda her belâ içinden gelir;
"Hep"leri hep, hiçin hiçinden gelir.
Gelemez bir ithal malıdır akıl,
Kafdağından, Çinden, Maçinden gelir.
Dünküne eş , bugün küfür yobazı;
Bütün derdi festen, lapçinden gelir.
"Allah vardır !" dersin ; sorarlar : Niçin ?
Sonra tokat, puta "niçin?"den gelir.
Benim nur mayama pislik atanlar,
Şeytan, senin büyük elçinden gelir !
Biricik selamet yolu tarihte ,
"Sormayın, görmeyin , geçin !"den gelir.
Genç Osman'ı lif lif yolan o güruh,
Kahbe davşirmenin piçinden gelir.
Bir gün bu gidişle çatlarsa yürek,
Dile vurdukları perçinden gelir.



Necip Fazıl Kısakürek
Kayıtlı




Yarabbi! Gönder bize rahmetini ufuktan, Kulların diyarı yanıyor susuzluktan.
ßℓue
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2051


Geçmiş ,haberim olmadan geçmiş.. Döndür ! (M.B)


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #3 : Ocak 01, 2009, 12:29:33 ÖÖ »

     
 
GELİR
Pervane dediğin, çerağa gelir;
Sular , kıvrım kıvrım, ırmağa gelir.

Bülbül kovuldu mu dil bahçesinden,
Gak gak, karga; vak vak ,kurbağa gelir.

O yön ki , ezelle ebed arası
Ne sola kıvrılır, ne sağa gelir.

Gam çekme , böyle gitmez bu devran,
Nihayet sonuncu durağa gelir.

Hasretle beklenen gelir mutlaka;
Sultan fikir , şanlı otağa gelir.

Yırtılır güneşin kapkara zarı,
Dünyamız yepyeni bir çağa gelir.

Füzeler kağnıya döner ve nöbet,
Işıktan da hızlı Burağa gelir.

Gökyüzü , yeryüzü , helalleşirler,
Nur , kaçtığı yerden toprağa gelir.

Birleşir, kupkuru dalla yanık kök,
Yemyeşil ışık, yaprağa gelir.

Kal'anın burcunda çakar işaret;
Millet dalga dalga bayrağa gelir.



Necip Fazıl Kısakürek
Kayıtlı




Yarabbi! Gönder bize rahmetini ufuktan, Kulların diyarı yanıyor susuzluktan.
ßℓue
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2051


Geçmiş ,haberim olmadan geçmiş.. Döndür ! (M.B)


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : Ocak 01, 2009, 12:29:49 ÖÖ »

     
 
DESTAN
Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak !

Haykırsam , kollarımı makas gibi açarak:
Durun, durun, bir dünya iniyor tepemizden,
Çatırdılar geliyor karanlık kubbemizden,
Çekiyor tebeşirle yekün hattını âfet;
Alevler içinde ev, üst katında ziyafet !
Durum diye bir laf, buyrun size durum;
Bu toprak çirkef oldu, bu gökyüzü bodurum !
Bir şey koptu benden, şey , her şeyi tutan bir şey,
Benim adım Bay NEcip , babamınki Fazıl Bey,
Utanırdı burnunu göstermekten sütninem,
Kızımın gösterdiği, kefen bezine mahrem.
Ey tepetaklak ehram, başı üstünde bina;
Evde cinayet , tramvay arabasında zina !
Bir kitap sarayının bin dolusu iskambil;
Barajlar yıkan şarap, sebil üstüne sebil !
Ve ferman , kumardaki dört kralın buyruğu:
Başkentler haritası, yerde sarhoş kusmuğu !
Geçenler geçti seni, uçtu pabucun dama,
Çatla Sodom-Gomore, patla Bizams ve Roma !
Öttür yem borusunu öttür,öttür , borazan !
Bit pazarında sattık, kalkamaz artık kazan !
Allah ' ın on pulunu bekleye dursun on kul ;
Bir kişiye dokuz , dokuz kişiye bir pul.
Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa;
Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa !
Kubur faresi hayat , meselesiz , gerçeksiz;
Heykel destek üstünde , benim ruhum desteksiz.
Siyaset kavas, ilim köle, sanat ihtilâç ;
Serbest, verem ve sıtma; mahpus ,gümrükte ilâç.
Bülbüllere emir var : Lisan öğren vakvaktan;
Bahset tarih, balığın tırmandığı kavaktan !
Bak , arslan hakikate, ispinoz kafesinde ;
Tarılan vatana bak , dalkavuk kefesinde !
Mezarda kan terliyor babamın iskeleti;
Ne yaptık , ne yaptılar mukaddes emaneti?
Ah , küçük hokkabazlık, sefil aynalı dolap;
Bir şapka, bir eldiven, bir maymun ve bir inkılap .



Necip Fazıl Kısakürek
Kayıtlı




Yarabbi! Gönder bize rahmetini ufuktan, Kulların diyarı yanıyor susuzluktan.
ßℓue
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2051


Geçmiş ,haberim olmadan geçmiş.. Döndür ! (M.B)


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #5 : Ocak 01, 2009, 12:29:58 ÖÖ »

     
 
ÇIRPINIR
Dinle, kulağını verde mezara !
Ölüler evlâttan yana çırpınır.
Nesiller arası korkunç manzara;
Domuz yavrulayan ana çırpınır.

Kalbten kazıdılar iman sırrını;
Her gün bugünden beter yarını.
Acı rüzgârlarla vermiş bağrını
Türk Bayrağı yana yana çırpınır.



Necip Fazıl Kısakürek
Kayıtlı




Yarabbi! Gönder bize rahmetini ufuktan, Kulların diyarı yanıyor susuzluktan.
ßℓue
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2051


Geçmiş ,haberim olmadan geçmiş.. Döndür ! (M.B)


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #6 : Ocak 01, 2009, 12:30:06 ÖÖ »

     
 
MUHASEBE
Ben artık ne şairim, ne fıkra muharriri !
Sadece, beyni zonk zonk sızlayanlardan biri !
Bakmayın tozduğuma meşhur Bâbıâlide!
Bulmuşum rahatımı ben de bir tesellide .
Fikrin ne fahişesi oldum , ne zamparası !
Bir vicdanın , bilemem, kaçtır , hava parası ?
Evet kafam çatlıyor, gûya ulvi hastalık;
Bendedir duymadığı dertlerde kalabalık.
Büyük meydana düştüm, uçtu fil dişi kulem;
Milyonlarca ayağın altında kaldı kellem.
Üstün çile , dev gibi gelip çattı birden ! Tos!!!
Sen , cüce sanatkarlık, sana büsbütün paydos !
Cemiyet ah cemiyet yok edilen ruhiyle;
Ve cemiyet , cemiyet , yok eden güruhiyle...
Çok var ki , b hınç bende fikirdir , fikirse hınç!
Genç adam al silahını, iman tılsımlı kılınç !
İşte bütün meselem , her meselenin başı,
Ben bir genç arıyorum, gençlikle köprü başı!
Tırnağı , en yırtıcı hayvanın pençesinden,
Daha keskin eliyle, başını ensesinden,
Ayırıp o genç adam uzansa yatağına;
Yerleştirse başını iki diz kapağına,
Soruverse : Ben neyim ve bu hal neyin nesi?
Yetiş , yetiş , hey sonsuz varlık muhasebesi?
Dışımda bir dünya var, zıpzıp gibi küçülen,
İçimde homurtular , inanma diye gülen...
İnanmıyorum , bana öğretilen tarihe !
Sebep ne, mezardansa bu hayatı tercihe?
Üç katlı ahşap evin her katı ayrı âlem !
Üst kat : Elinde tesbih , ağlıyor babaannem,
Orta kat : (Mavs) oynayan annem ve âşıkları,
Alt kat : Kız kardeşimin (Tamtam)da çığlıkları.
Bir kurtlu peynir gibi ortasından kestiğim;
Buyrun ve maktaından seyredin işte evim !
Bu ne hazin ağaçtır, bütün ufkumu tutmuş !
Kökü iffet , dalları taklit , meyvesi fuhuş....
Rahminde cemiyetin, ben doğum sancısıyım !
Mukaddes emanetin dönmez dâvâcısıyım!
Zamanı kokutanlar mürteci diyor bana ;
Yükseldik sanıyorlar , alçaldıkça tabana.
Zaman, korkunç daire ; ilk ve son nokta nerde?
Bazı geriden gelen , yüz bin devir ilerde !
Yeter senden çektiğim, ey tersi dönmüş ahmak!
Bir saman kâğıdından, bütün iş kopya almak;
Ve sonra kelimeler ; kutlu, mutlu , ulusal.
Mavalları bastırdı devrim isimli masal.
Yeni çirkine mahküm, eskisi güzellerin;
Allah kuluna hâkim , kulları heykellerin !
Buluştururlar bizi, elbet bir gün hesapta;
Lafını çok dinledik , şimdi iş inkılâpta !
Bekleyin , görecektir , duranlar yürüyeni ;
Sabredin gelecektir , dolmaz pörsümez Yeni !
Karayel , bir kıvırcım; simsiyah oldu ocak !
Gün doğmakta , anneler ne zaman doğuracak ?



Necip Fazıl Kısakürek
Kayıtlı




Yarabbi! Gönder bize rahmetini ufuktan, Kulların diyarı yanıyor susuzluktan.
ßℓue
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2051


Geçmiş ,haberim olmadan geçmiş.. Döndür ! (M.B)


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #7 : Ocak 01, 2009, 12:30:16 ÖÖ »

     
 
MÜJDE
O gün bir kanlı şafak , gökten üflenen ateş;
Birden, dağın sırtında atlılar belirecek.
Atlılar put şehrine gediklerden girecek;
Bir şehir ki , orada insan ayak üstü leş.

Yalnız iman ve fikir ; ne sevgili ne kardeş;
Bir akıl gelecek ki, akıllar delirecek.
Ve bir devrim, evvelâ devrimi devirecek.
Her şey birbirine denk, her şey birbirine eş.

Fertle toplum arası kalkacak artık güreş;
Herkes tek tek sırtına toplumu bindirecek.
Gökler iki şak olmuş haberi bildirecek.
Müjdeler olsun size; doğdu batmayan güneş !



Necip Fazıl Kısakürek
Kayıtlı




Yarabbi! Gönder bize rahmetini ufuktan, Kulların diyarı yanıyor susuzluktan.
ßℓue
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2051


Geçmiş ,haberim olmadan geçmiş.. Döndür ! (M.B)


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #8 : Ocak 01, 2009, 12:30:23 ÖÖ »

     
 

SAKARYA TÜRKÜSÜ
İnsan bu,su misali, kıvrım kıvrım akar ya ;
Bir yanda akan benim , öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su , tarih, yıldız ,insan ve fikir;
Oluklar çift;birinden nur akar; birinden kir.
Akışta demetlenmiş, büyük ,küçük , kainat;
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat !
Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne,
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;
Çatlıyor , yırtınıyor yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin ?
Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur,
Sırtına Sakaryanın, Türk tarihi vurulur.
Eyvah, eyvah, Sakarryam, sana mı düştü bu yük?
Bu dava hor , bu dava öksüz , bu davabüyük !...

Ne ağır imtihandır, başındaki Sakarya !
Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya ?

İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal.
Hamallık ki, sonunda ne rutbe var, ne de mal,
Yalnız acı bir lokma, zehirde pişmiş aştan;
Ve ayrılık anneden , vatandan , arkadaştan.
Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân;
Kehkeşanlara kaçmıış eski güneşleri an!
Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu;
Hani ardında çil çil rutbeler serpen ordu?
Nerede kardeşleri , cömert Nil, mert Tuna;
Giden şanlı akıncı ne gün döner yurduna?
Mermerlerin nabzında hâlâ çapar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir !
Bütün bunlar sendedir, bu grift bilmeceler:
Sakarya kandillere katran döktü geceler.

Vicdn azabına eş, kayna kayna Sakarya,
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya !

İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su;
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.
Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;
Siz , hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?
Kafdağını assalar , belki çeker de bir kıl !
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl !
Sakarya , saf çocuğu , masum Anadolu'nun,
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun !
Sen ve ben , göz yaşiyle ıslanmış hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız !
Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!
Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;
Sen kıvrıl , ben gideyim, Son Peygamber Kılavuz !

Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;
Yüz üstü çok süründün , ayağa kalk, Sakarya !....


Necip Fazıl Kısakürek
Kayıtlı




Yarabbi! Gönder bize rahmetini ufuktan, Kulların diyarı yanıyor susuzluktan.
ßℓue
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2051


Geçmiş ,haberim olmadan geçmiş.. Döndür ! (M.B)


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #9 : Ocak 01, 2009, 12:30:32 ÖÖ »

     
 
O'NUN ÜMMETİNDEN OL
Beri gel, serseri yol !
O'nun Ümmetinden ol !
Sel sel kümelerle dol !
O'nun Ümmetinden ol !

Sen , hiçliğe bakan yön !
Hep sıfır, arka ve ön !
Dosdoğru Kâbe'ye dön!
O'nun Ümmetinden ol !

Gel ,dünya muhdar kafes !
Gel, gırtlakta son nefes !
Gel ,Arşı arayan ses!
O'nun Ümmetinden ol !

Solmaz , solmaz; bu bir renk...
Ölmez , ölmez; bir ahenk.....
İnsanlık; hevenk hevenk,
O'nun Ümmetinden ol !

Gökte çıkıyor haber,
Geber çelik put geber !
Doğrul yeni seferber ,
O'nun Ümmetinden ol !



Necip Fazıl Kısakürek
Kayıtlı




Yarabbi! Gönder bize rahmetini ufuktan, Kulların diyarı yanıyor susuzluktan.
Sayfa: [1] 2 3 ... 6   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



Sor'unu sor
Nasıl Paylaşım Yapılır?




SimplePortal 2.3.3 © 2008-2010, SimplePortal