Arrow Atık Sulardan ağır Metal Giderme Yöntemleri
Bütün atıksu tesislerinde toplama,tasfiye ve uzaklaştırma şeklinde üç ana unsur mevcuttur.Atıksular evsel ve sanayi atıksuları olmak üzere iki ana grupta toplanır.Atıksu,toplumun kullanılmış suyu ile kanallara kontrolümüz dışında giren infiltrasyon,yüzeysel su ve kaçak yağmur suyu bağlantılarını da ihtiva edebilir.
ATIKSULARIN TOPLANMASI
Atıksular kanallar ve pompa istasyonlarından olaşan kompleks bir toplama sistemi ile oluştukları yerden arıtılacakları yere iletilirler.Toplama sistemleri:
-Ayrık sistemler
-Birleşik sistemler
olmak üzere ikiye ayrılır.Ayrık sistemlerde atıksu ve yağmur suları ayrı ayrı kanallarda akarlar.Birleşik sistemde ise atıksu ve yağmur suları aynı kanal içinde taşınır,yer yer dolu savak ismi verilen yapılarla taşınan birleşik suyun bir kısmı yakındaki yüzeysel sulara deşarj edilir.
1. EVSEL ATIKSU ARITMA
Atıksu içinde sepet ızgara bulunan dengeleme havuzuna geldikten sonra, giriş pompasıyla arıtma tesisinin ilk bölümü olan havalandırma ünitesine gönderilir. Havalandırma bölümünde blower'den basılan hava, difüzörler yardımıyla havuz içine homojen bir şekilde verilerek, aktif çamurun oluşabilmesi için gerekli olan oksijen temin edilir,ayrıca havuzun tam karışması sağlanarak, oluşan bakteri floklarının çökelmemesi sağlanır.
Havuz içinde bulunan mikroorganizmalar,difüzörün suya kazandırdığı çözünmüş oksijeni kullanarak,atık suyun içindeki erimiş ve katı halde bulunan organik maddeleri okside ederek nihai ürün olarak karbondioksit (CO2) ve suya (H2O) dönüştürür.
Havalandırma bölümünden çökeltme bölümüne air-lift sistemi ile gönderilir, burada çöken mikroorganizma flokları air-lift sistemiyle havalandırılarak tesisin çevreye verebileceği koku bu şekilde önlenmiş olur. Çökelme bölümünden belirli oranda su geri devir ettirilerek havalandırma ünitesinde bakteri konsantrasyonu sabit tutulur, çöken fazla çamur zaman zaman alınır. Çökelme tam olduktan sonra yüzeydeki duru su, deşarj pompası yardımı ile kum filtreye gönderilir, çökelmeyen askıdaki katı maddeler bu bölümde tutulur, arıtılan çıkış suyu klorlama işlemine tabi tutulduktan sonra bahçe sulaması vs. ihtiyaçlar için kullanılabilir, veya alıcı ortama deşarj edilir.
1. Izgara : Suyun kaynaktan gelirken içinde olması muhtemel büyük maddelerin tutulması içindir, bu şekilde arıtma tesisinin bulunan pompa ve diğer ekipmanlara zarar vermesi engellenmiş olur.
2. Dengeleme havuzu : Izgaradan geçen suyun toplanıp tesise uygun aralıklarla homojen olarak verilmesi için arıtma tesislerine dengeleme havuzu yapılmasıdır. Küçük tesislerde hacim uygun tutularak bu kısmı ön çökeltme havuzu olarak da kullanılabilir. Dengeleme havuzundan pompalar yardımı ile su ön çökeltme havuzuna terfi ettirilir.
3. Ön Çökeltme Havuzu : Atıksuda bulunan kum, mil, çamur ve çökebilen diğer maddelerin arıtma ünitelerine gitmesini önlemek için ön çökeltme havuzu yapılmalıdır, daha çok kapasitesi 1000 kişiden daha büyük tesislerde kullanılır. Dip kısma biriken çamur zaman zaman çamur sıyırıcılar tarafından alınır. Yüzeyden savaklanan su havalandırma havuzuna gelir.
4. Havalandırma Havuzu : Arıtma tesisinin en önemli kısmıdır. Atıksuyun havalandırılarak bakterilere oksijen kazandırılması ve diğer organik ve inorganik maddelerin oksidasyonu için uygun dozajda hava verilmelidir. Havalandırma yaygın olarak Blower ve mekanik karıştırı olan Airator vasıtası ile gerçekleşmektedir.
5. Son Çökeltme Havuzu : Çökelen aktif çamurun bir kısmı geri devir ile havalandırma havuzunun giriş kısmına geri verilir. Son çökeltme havuzu da daha büyük tesislerde kullanılır. Dip kısma biriken aktif çamur zaman zaman çamur sıyırıcılar tarafından alınarak çamur yoğunlaştırıcıya gönderilir. Yüzeyden alınan duru su ise dezenfeksiyon işlemi yapıldıktan sonra alıcı ortama veya bahçe sulamada kullanılır.
6. Kum Filtre : Son çökeltme havuzundan savaklanan suda bulunabilecek askıdaki maddelerin tutulabilmesi için deşarjdan önce son ünite olarak kum filtresi kullanılabilir. Deşarj limitleri sağlanırsa kum filtre konmayabilir.
7. Dezenfeksiyon İşlemi : Evsel atıksuların arıtılması biyolojik yöntemle gerçekleştiği çıkan duru suda çok miktarda bakteri olacaktır. Eğer arıtılan su kullanma suyu olarak düşünülüyor ise suyun mutlaka dezenfeksiyon işleminden geçirilmesi gerekir. En yaygın dezenfeksiyon yöntemi klorla yapılmaktadır. Klor suya sıvı veya toz şeklinde verilebilir.
8. Yoğunlaştırma Havuzu : Ön çökeltme ve son çökeltme havuzundan gelen çamurların durgun şartlarda çamurun su muhtevasının düşürülmesi için yapılan ünitedir. Yüzeyden savaklanan sular tesisin dengeleme havuzuna geri verilir. Dip kısımdaki yoğunlaşmış çamur ise istenilen kuruluğu göre press filtreye veya diğer çamur susuzlaştırma ünitelerine gönderilir.
9. Arıtılan Suyun Kullanılması: Kum filtreden ve dezenfeksiyon ünitelerinden geçen su bahçe sulama, vs. işlemlerinde rahatlıkla kullanılabilir. Veya alıcı ortama deşarj edilir.
2. ENDÜSTRİYEL ATIKSU ARITMA SİSTEMLERİ
a. Kimyasal oksidasyon
b. Nötralizasyon
c. Dezenfeksiyon
d. Pıhtılaştırma yumaklaştırma
e. Susuzlaştırma
2.1 KİMYASAL OKSİDASYON
Su ve atıksu arıtımında kimyasal oksidasyon, çeşitli nedenlerle istenmeyen bileşiklerin zararsız bileşiklere dönüştürülmesi veya daha sonraki arıtma işlemleri için uygun yapıya getirilmesi amacı ile yapılır. Kimyasal oksidasyon yukarıdaki tanımdan da anlaşılacağı üzere her zaman tam olarak gerçekleşmesi gerekli olmayabilir, örneğin siyanürün siyanata kadar oksitlenmesi yeterli olabilir. Oksidasyon çevre mühendisliğinde önceleri tad ve koku kontrolü için havalandırılması ile başlamış daha sonra kullanım alanları genişlemiştir. Kimyasal oksidasyonun çevre mühendisliğindeki başlıca kullanım alanları arasında:
- Demir ve mangan giderilmesi
- Siyanür giderilmesi
- Dezenfeksiyon
- Sülfür giderilmesi
- Organik bileşiklerin giderilmesi
- Amonyak giderilmesi
- Alg kontrolü
- Kron indirgenmesi
- Renk giderilmesi
- Korozyon kontrolü
- Tad ve koku giderilmesi
sayılabilir. Kimyasal oksidasyonun uygulanmasında arıtma amacına bağlı olarak çeşitli kısıtlamalar söz konusudur, oksitlenme ürünlerinin zararlı olmaması arıtma veriminin yüksek olması ve uygun sürede gerçekleşmesi, oksitleyici maddenin ekonomik olması kısıtlayıcı faktörler arasındadır.
2.2. NÖTRALİZASYON
Nötralizasyon suyun pH larının ayarlanması işlemidir. Atıksuyun pH ının ayarlanması çeşitli amaçlarla gerekebilir. Bunlar arasında atık suyun alıcı ortama veya kanalizasyon deşarjından önce deşarj standartlarını sağlamak üzere pH ının nötr hale getirilmesi, arıtma düzenlerinde biyolojik arıtmaya girişten önce pH ayarlanması , kimyasal çöktürme için uygun pH sağlamak için ayar yapılması sayılabilir. Nötralizasyon işleminin dizaynı nötralizasyon veya pH ayarlamasına bağlı olarak yapılır. Ancak pH değişimi yönünden her dizayn için önemli olan husus pH ının değişim karakteristiğidir.
2.3. DEZENFEKSİYON
Dezenfeksiyon hastalık yapıcı (patojen) organizmaların yok edilmesi veya etkisiz hale getirilmesidir. Dezenfeksiyon bu yönü ile tüm organizmaların yok edildiği sterilizasyon işleminden ayrılır.
Dezenfeksiyonun amacı fiziksel, kimyasal, mekanik ve radyasyona dayalı çeşitli dezenfeksiyon vasıtaları bulunmaktadır. Fiziksel olarak dezenfeksiyon ısı, ışık ve akustik yollar ile sağlanır. Mekanik dezenfeksiyon su atıksu arıtma da yer alan çöktürme, süzme gibi işlemlerde değişen verimlerde elde edilir. Radyasyon ile dezenfeksiyon elektromanyetik veya diğer tür ışınlarla yapılır. Dezenfeksiyon için en yaygın kullanım vasıtaları kimyasal vasıtalardır. Bunlar arasında klor, klor bileşikleri, brom, iyot, ozon, fenoller, alkoller, ağır metal ve bileşikleri, boyar maddeler, sabun ve deterjan, hidrojen peroksit, potasyum permanganat, asit ve bazlar sayılır.
Dezenfeksiyonun etkisi başlıca mikroorganizmaların hücre duvarlarının tahribi, hücre zarının geçirgenliğinin bozulması, protoplazmasının yapısının değiştirilmesi ve enzim ihibasyonu şeklinde olmaktadır. Dezenfeksiyona etkili olan faktörlerin arasında dezenfektanın etki süresi son derece önemlidir.
2.4. PIHTILAŞTIRMA VE YUMAKLAŞTIRMA
Pıhtılaştırma yumaklaştırma çevre mühendisliğinde kimyasal çöktürme, susuzlaştırma gibi temel işlemlerde yaygın olarak kullanılır. Pıhtılaştırma ve yumaklaştırma esas olarak suya kimyasal madde ilavesi ile suda bulunan askıda ve çözünmüş katı maddelerin yapılarını değiştirerek veya ilave edilen maddelerin oluşturduğu fiziksel etkenler ile sudan uzaklaştırılmasını amaçlar. Çözünmüş maddeler çözünmeyen maddelere dönüştürülmedikçe kimyasal çöktürme ile giderilme verimleri sınırlıdır. Çözünmüş maddeler çözünmeyen türlere dönüşümü yapıldığında oluşan katı partiküllerin boyutları oldukça küçüktür. Bunlar çoğunlukla kolloid yapısındadır. Diğer taraftan suda bulunan ve basit çöktürme ile giderilemeyen askı maddeleri kolloid boyutlarındadır. Bu nedenle pıhtılaştırma ve yumaklaştırma işlemini esas olarak sudaki kolloid haldeki maddelerin giderilmesini amaçlar. Kolloid haldeki maddeler birbirleri ile ve su ile çeşitli etkileşimleri nedeniyle bir araya gelemez ve birleşemezler. Pıhtılaştırma işlemi kolloid haldeki maddelerin kimyasal maddeler ilavesi ile birbirleri ile birleşebilir yapıya dönüştürülmeleri ve yumaklaşmaya başlangıç oluşturacak kümelerin oluşturulması işlemidir. Yumaklaştırma işlemi ise pıhtılaşmış taneciklerin birleştirilerek sudan çökeltme ile ayrılabilir büyüklük ve yapıda yumaklar haline getirilmesidir. Yumaklaştırma taneciklerin brownian hareketleri veya yavaş karıştırmadan yararlanılarak sağlanır.
Pıhtılaştırma ve yumaklaştırma başlıca su arıtımda, bulanıklık giderilmesinde vb. sertlik giderilmesinde, atıksu arıtılmasında, evsel atıksu arıtımında, evsel atık sulardan fosfor giderilmesinde, endüstriyel atık suların arıtılmasında, askıda katı madde, organik madde, renk, metal iyonu ve spesifik kirleticilerin giderilmesinde kullanılır.
2.5. SUSUZLAŞTIRMA
Çevre mühendisliğinde uygulanan su ve atıksu arıtma işleminin hemen hemen hepsi bir tür atık oluşturur. Örneğin ızgaradan iri, katı, organik ve inorganik yapıda maddeler, kum filtreden geri yıkama suları, kimyasal arıtmadan arıtma çamurları oluşur. Bu atıkların arasında miktar ve uzaklaştırılması zorluğu açısından en önemlisi arıtma çamurlarıdır. Oluşan çamurların doğrudan veya yoğunlaştırma stabilizasyon gibi işlemleri takiben kurutma yataklarına verilmesi mümkündür. Ancak bu iş için gerekli arazi çoğu hallerde temin edilemez veya ekonomik değildir. Bu nedenle çamurların uzaklaştırılmasında çamur hacminin azaltılması öncelikli sorun olarak ortaya çıkıyor. Çamur hacminin azaltılması, çamurun su içeriğinin azaltılması, diğer bir deyimle su giderme işlemi yapılır.
3. İÇME SUYU ARITMA SİSTEMLERİ
" Tortu Filtresi
" Yumuşatma Cihazı
" Aktif Karbon Filtresi
" UV Ultraviyole
3.1. TORTU FİLTRESİ
Günlük kullanılan sularda çözünmeyen askıda katı maddelerin (kum, tortu, pas, mil, çamur vs.) oluşturduğu kirlilik problemi ile sıkça karşılaşmaktayız. Askıda katı maddelerin oluşturduğu kirliliği giderme filtrasyon işlemi sayesinde olmaktadır.
Filtrasyon işlemi kendisinden sonra kullanılacak sistemleri korumak amacıyla da daima ilk kademede uygulanmaktadır.
Filtreleme sırasında tortu oranı, demir oranı yüksek olan sularda klorlama ve flokülant (alüminyum sülfat v.s ) ilavesi gibi ek işlemlerin yanında temas yüzeyinde arttırılarak istenen arıtım verimi sağlanmaktadır.
3.2. SU YUMUŞATMA SİSTEMİ
Yaşamımızda büyük bir yer tutan su, doğal yada suni olarak birtakım kirlilikleri yapısında bulundurmaktadır. Evlerde, apartmanlarda, sitelerde, otellerde, çamaşırhane ve endüstriyel tesislerde kullanılan sularda sıkça sertlik problemi ile karşılaşılmaktadır
Su sertliği belli derecelere kadar bir sağlık probleminin sebebi değildir. Ama bu değerlere kadar oluşturduğu ekonomik ve estetik problemler çok fazladır. Serlik temizlik maddelerinin fazla kullanılmasına, tesisatların tıkanmalarına, ısıtıcı ve buhar üretici cihazlarda verimsizliğe, enerji kayıplarına, suda lezzetsizliğe ve daha birçok problemin doğmasına sebep olur. Yumuşatılmış su tesisat ve cihazları koruduğu gibi banyodan sonra saçlara ipeksi bir yumuşaklık kazandırır.
Sertlik için ülkemizde en çok Fransız sertlik derecesi kullanılmaktadır. Suları sertlik derecelerine göre aşağıdaki gibi sınıflandırabiliriz.
Su yumuşatma işlemi iyon değiştirme yöntemiyle gerçekleşmektedir. İyon değişimi sertliğe sebep olan Ca ve Mg iyonlarını içeren suyun, sodyum formunda katyonik bir reçineden geçirilmesi suretiyle gerçekleşmektedir.
Reçine, Ca ve Mg iyonları bakımından doyuma ulaştığı zaman sodyum klorür eriyiği (tuz çözeltisi) ile rejenere edilir. Ca ve Mg iyonları reçineden çözündüğünde işlem tamamlanır ve reçine tekrar sodyum iyonları ile yüklenir. Çözülmüş Ca ve Mg iyonları ters yıkama ile dışarı atılır ve reçine bir sonraki yıkama işlemine hazır hale gelir.
Yukarıda anlatılan tüm işler tam otomatik su yumuşatma sisteminde bulunan zaman saatinin önceden programlanması ile 1 günden 14 güne kadar istenilen periyotlarda ayarlanarak insan müdahalesi olmaksızın gerçekleşmektedir. Tam otomatik su yumuşatma sistemleri reçine tankı, otomatik valf ve tuz tankından oluşmaktadır.
Otomatik valfler zaman kontrollü ve debi kontrollü olmak üzere ikiye ayrılır.
3.3. AKTİF KARBON FİLTRESİ
Bilindiği üzere içme ve kullanma sularına çeşitli organik ve kimyasal karışımlar söz konusudur. Gerek bakteri atıkları, gerekse kimyasal eriyikler ya da karbonhidrat parçalanması sonucu açığa çıkan karbondioksit vb. gazlar, su kalitesini olumsuz olarak etkilemekte, hatta içme sularında çeşitli tehlikelere yol açmaktadır. Ayrıca dezenfeksiyon amacıyla suya sonradan katılan serbest klor ve klor bileşikleri, deterjan, petrol, sanayi atıkları ve asbest gibi maddeler de insan sağlığı açısından büyük olumsuz etkilere sahiptir.
Aktif karbon filtreler, bu tarz tehlikeleri ortadan kaldırmak ve suya arzu edilen içim lezzetini vererek, kaliteli bir su elde etmek amacıyla, özellikle içme sularında kullanılmaktadır. Aktif karbonun doğal adsorbsiyon yeteneği sayesinde sudaki eriyik, gaz ve katı partiküllerle ağır metaller, aktif karbonun çeşitli versiyonları ile emilerek sudan alınır. Yaklaşık 1000 m2/ gr yüzey alana sahip olan aktif karbon 0.2-2 mm granül boyutunda olup, insan sağlığına zararlı etkileri yoktur. Diğer sistemlerde olduğu gibi, periyodik geri yıkama işlemi yapılarak, filtrant maddenin doğal ömrü uzatılır.
Servis süresince su, tank içerisinde aşağıya doğru akıtılarak arıtılıp hatta verilir. Ters yıkamada su, tank içerisinde ters yönde aşağıdan yukarıya doğru akar. Tank içerisindeki materyal kabartılarak yıkanır ve içerisindeki yabancı maddeler drenajdan dışarı atılır. Temizleme esnasında ise tanka su verilerek durulanır.
Valf bu üç çevrimli işlevlerini yerine getirirken dışardan müdahaleye ihtiyaç duymadan otomatik olarak çalışır. Ters yıkama sırasında sistemde bir su kesintisi veya kısıtlaması olmaz sistem by-pass dan su verir.
4. UV ( ULTRAVİYOLE İLE SU DEZENFEKSİYONU )
Ultraviyole ile su dezenfeksiyonunda ısı ve kimyasal madde kullanılmadan su içinde mevcut tüm bakteri tipleri, virüsler ve diğer mikroorganizmaları öldürmekte suyun tadında ve bileşinde bir değişiklik meydana gelmemektedir.
Bakteriler suyun içinde kuru havadakinden daha uzun süre ultraviyole ışınlarına dayanırlar. Bakterilerin öldürülebilmeleri için ultraviolet ışının direkt olarak üzerlerine çarpması gerekir, bu yüzden suyun mümkün olduğu kadar berrak olması gerekir. Bu amaçla UV dezenfeksiyon sistemleri tortu arıtımı, kireç arıtımı ve aktif karbonda yer aldığı şekillerde ikili, üçlü ve dörtlü olarak da geliştirilmiştir.
Söz konusu dezenfeksiyon, su deposunun içinde oluşabilecek mikrobik kirlenmeye karşı, sistemden siterilize edilmiş olarak depoya alınan su iç döngü halinde sürekli olarak dezenfeksiyon yapılacaktır.
4.1 UYGULAMA ALANLARI
Ultraviole ile su dezenfeksiyonu şu alanlarda ve yaygın olarak tercihen kullanılabilmektedir.
1-UV dezenfeksiyonu, evler, belediyeler ve endüstri için mikropsuz içme ve kullanma suyu temininde;
Ultraviyole şehir kanalizasyonuna yakın su kuyularında içme suyu ihtiyacını
temiz olarak karşılamada;
Ultraviolet su ihtiyacının su depolarından sağlandığı ve dağıtıldığı sistemlerin arıtılmasında;
Ultraviole halkın kullanımına açık ve özel yüzme havuzlarında suyun mikroplardan temizlenmesi ile klordan doğan dezavantajların giderilmesinde kullanılmaktadır.
2- Ultraviyole dezenfeksiyonunda suda klor tadının kesinlikle olmaması gereken ya da oksitlendiriciler, mikrop öldürücüler, kimyasal çöktürücüler ve yosun önleyiciler kullanılmadan suyun arıtılması gereken alanlarda yüksek başarı sağlamaktadır.
Ultraviyole ürün kalitesini etkileyen ve suyun biyolojik yapısının ve tadının kesinlikle bozulmaması gereken meşrubat sanayi, içme suyu şişeleme, şarap endüstrisi ve bira sanayi,
Ultraviyole klora karşı hassas ve mikropsuz ortam isteyen, süt, peynir ve yağ endüstrisi,
Ultraviyole yüzme ve süs havuzlarındaki mikrop alg veya yosun giderilmesinde
Ultraviyole su ile ön temizleme yapılan sebze,meyve ve et benzeri maddelerin konservelenmesi sırasında
3-Ultaviyole dezenfeksiyonu, klorun bulunmaması gereken arıtılmış su kullanılan elektronik, eczacılık, kozmetik endüstrileri ile hastaneler, laboratuarlar gibi mikrobik savaşın önemli olduğu ünitelerde ve atık suların temizlenmesinde başarı ile kullanılmaktadır.
Ağır metaller, metabolik reaksiyonları yavaşlatır ve canlı organizmalar için aşırı derecede zehir etkisi yapar. Dünyada, endüstriyel gelişmeye bağlı olarak zehirli ağır metaller ve boyar maddelerle çevre kirlenmesi artmaktadır. Mikroorganizmaları kullanarak ağır metallerin biyolojik giderilmesi (bioremediation) ve renk giderimi, sadece bilimsel yenilik açısından değil, sanayideki potansiyel uygulanırlığı açısından da son yıllarda büyük ilgi görmeye başlamıştır. Endüstriyel atık sulardan ağır metallerin uzaklaştırılmasında kullanılan çökeltme, çamur ayırma, kimyasal oksidasyon, iyon değişimi, ters ozmoz, elektro kimyasal uygulama ve buharlaşma gibi klasik metotlar genelde ekonomik değildir. Bu işlem için mikroorganizmaların kullanılmasıyla, ilk olarak radyoaktif elementlerin sulu ortamdan giderildiği tespit edilmiştir.
Ölü veya canlı hücrelerin metal alabilme kapasiteleri karşılaştırıldığında, çoğu kez ölü mikroorganizmaların daha yüksek giderme kapasitesine sahip olduğu gözlenmiştir. Ölü mikroorganizmalarla yapılan giderme işlemine biyosorpsiyon adı verilir. Biyosorpsiyon yöntemi, ağır metal giderimi için en uygun alternatiftir. Biyosorpsiyon; biyolojik materyallerin, sulu çözeltilerdeki atık maddeleri hücre yüzeyi veya içine alarak gidermesidir. Bu biyolojik materyaller; mantarlar, bakteriler, algler gibi canlılardır. Son yıllarda, ağır metal kirlenmesi kadar önem arz eden bir diğer bir kirlilik ise renk kirliliğidir. Şu an için ülkemizde uygulanan Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği’nde renk ile ilgili bir parametre bulunmamasına rağmen, Avrupa Birliği çevre yasaları veya ABD Çevre Ajansı kriterleri göz önüne alındığında renk, özellikle tekstil endüstrisi için bertaraf edilmesi zor bir parametre haline gelmektedir. Renkli organik bileşikler atık suyun organik yük bakımından genellikle az bir miktarını oluşturmasına rağmen, ortama renk vermeleri bunları estetik olarak kabul edilmez kılmaktadır. Atık suya bakıldığında görülen ilk kirlilik renktir ve bunun su yataklarına verilmeden önce uzaklaştırılması gerekir. Çünkü alıcı sulara verilen renkli atık sular su ortamındaki ışık geçirgenliğini azaltır ve foto sentetik aktiviteyi olumsuz yönde etkiler. Bu açıdan renk giderim işlemi ekolojik öneme sahiptir. Tekstil boyalarının kimyası geniş bir yelpazede değişiklik gösterdiği için, mikroorganizmalarla olan etkileşimler boyanın ve mikrobiyal kütlenin kimyasına bağlıdır. Bu nedenle, kullanılan mikroorganizmanın cinsine ve boyaya bağlı olarak farklı bağlanma hızları ve kapasiteleri söz konusudur. Boyar madde içeren atık su çok zehirli olduğunda biyosorpsiyon avantajlı olmaktadır. Bu amaçla Uludağ Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Çevre Mühendisliği Bölümünde yaptığımız çalışmada kurutulmuş Cladophora sp., Chara sp. ve Chlorella sp. türleri ile kobalt+2, çinko+2, kadmiyum+2 ağır metal iyonlarının ve Remozal Turkish Blue-G boyar maddesinin sulu ortamdaki biyosorpsiyonu araştırılmıştır. Çalışmalarda kullanılan Chara sp. ve Cladophora sp. Uluabat Gölü’nden canlı örnekler olarak alınmış, Chlorella sp. ise Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü’nden ölü kültür olarak temin edilmiştir. Kadmiyum, çinko ve kobaltın giderim verimleri, Cladaphora sp. için %84, %75 ve %78; Chara sp. için %83, %34 ve %53 ve Chlorella sp için ise %78, %78 ve %76 olarak bulunmuştur. Maksimum giderim veriminin sağlandığı optimum pH üç alg türü için 5,0-6,0 arasında değişmektedir. Remazol Turkish Blue-G ile yapılan çalışmada Chara sp. ve Chlorella sp.’nin giderim veriminin daha fazla olduğu görülmüştür. Optimum pH seviyesi 2 olarak bulunmuş ve bunun artmasıyla boya giderim veriminin azaldığı gözlenmiştir. En iyi renk giderimi Chlorella sp. ile %27 oranında elde edilmiştir. Yapılan çalışmalarla, endüstriyel atık sudan ağır metal ve boyar madde giderimi için bu üç alg türünün rahatlıkla kullanılabileceği anlaşılmıştır.
(Alıntıdır)